Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı

Uzun süredir bu film hakkında konuşmayı düşünüyordum; ancak bir türlü nasıl başlayacağımı bilemedim. O yüzden en baştan söylemek istediğim şey: “Bence bu film kötü.”; ama yine de izlenir mi? Bilmiyorum, ben iki kere izledim. 🙂

Şimdi gerçekten film hakkında o bir türlü net bir görüş şekillenemiyor. Filmi izleyenler ya çok beğeniyor ya da hiç beğenmiyor. Ben de ilk izlediğimde hiç beğenmedim. Sonra ikinciye tekrar izledim, fena değil dedim.

2049’u İlk izlediğimde 2019’u izlememiştim, konu hakkında bir bilgim yoktu. Tek bildiğim filmin distopya olduğuydu. “Ooo distopya! Severim.” diyip gittim. Gittim ama filmi bir türlü anlamadım. Başladı, başlayacak… olan biten neden oluyor? Bütün bu olanların anlamı ne? Tamam filmin başında replikantlar hakkında bir şeylerden bahsedildi, ama bir şey yerli yerine oturmadı. Buna ek olarak karanlık olan film, gittiğim salon (Optimum-Avşar) ve 3D yüzünden daha da karanlıktı. Bu yüzden ilk izlediğimde görsel olarak da beğenmemiştim. Gerçekten filmi ilk izlediğimde filmden nefret ettim.

Filmi ikinciye izlediğimde  ilk film olan 2019’u izleyip konu hakkında bilgilendim ve filmi 2D olarak izledim (Tuzla Viaport Marina). Bu sefer filmi biraz daha iyi buldum, filmi biraz daha anladım; ancak yine de film benim gözümde kendini kurtaramadı.

Filmin Konusu:

Filmin konusunu basitçe şu şekilde: Replikanların emekli edilmesinden sorumlu Blade Runner tesadüfen bir replikantın çocuğunun varlığından haberdar olur. Blade Runner çocuğu arar ve bu süreçte başından bazı olaylar geçer.

Emin olun filmin bütün hikayesi bu. Fazladan hiçbir şey yok. Belki bundan birazcık detaylı bahsedebilirim ama bahsettiğim an spoiler vermeye başlayabilirim.

Yazının devamında biraz daha detaya gireceğim. Spoiler vermemeye çalışacağım; ama yine de uyarmadı demeyin.

İlk filmi izlemeden bu filmi izlemeyin.

Eğer Blade Runner 2019’u izlemediyseniz 2049’u izlemenizin hiçbir anlamı yok, onun yerine gidip Nuri Bilge Ceylan’ın bir filmini izleyebilirsiniz. Emin olun daha çok keyif alacaksınız. Çünkü 2049 tamamen 2019’un üzerine kurulmuş bir film, tek başına izleyebileceğiniz bir film değil. Size bu durumu şöyle anlatayım: 2049’u ilk filmi izlemeden izlerseniz, herhangi bir filmin ortasından izlemeye başlamış gibi olacaksınız. Karakterlerin gelişimi, dünyanın durumu, teknoloji gibi filmde ne görmeniz gerektiği konusuna kadar her şey ilk filmle bağlantılı.

Uçuş sahneleri

Gerek ilk filmde, gerek ikinci filmdeki uçuş sahneleri birbirini oldukça andırıyor. İlk filmdeki uçuş sahneleri zamanına göre oldukça güzel. İkinci filmdeki uçuş sahnelerinin ilk filme çok benzemesi iki filmde de ne kadar iyi iş çıkarıldığının kanıtı.

Coca Cola ve Geisha & Joi

İlk filmde coca cola ve geisha sahneleri led panallerde. Bu filmde bu sahneler karşımıza 3 boyutlu olarak çıkıyor ki bence bu sahneler ilk filme dair güzel referanslar.

More than human

Replikant üreten şirket Tyrel ilk filmde o kadar iyi replikantlar üretiyor ki, artık replikantlar kendilerinin gerçekten insan olduğunu düşünmeye başlıyor. Hatta olay bununla da kalmıyor, replikantlar çocuk sahibi de olabiliyor.

Bu filmde ise replikantlardaki başarı bir kenarda kalsın, yapay zeka bambaşka bir yerde. Kendini neredeyse insan sanan birisiyle bir yapay zekanın aşkı filmin bence güzel detaylarından birisiydi.

Oyuncu kadrosu oldukça iyi

Filmde her ne kadar Ryan Gosling ve Harrison Ford göze çarpsa da aslına kalan ekip de oldukça iyi. Mesela filmin kötüsü Niander Wallace rolünde Jared Leto var ki kendisini Bir rüya için ağıttan ve  Suicide Squadın Joker rolünden tanıyoruz. Haliyle ortaya iyi film çıkması pek de zor değil.

Sonuç

Açıkçası ben filmin hikayesini hiç beğenmedim, zaten filmin gişe rakamları da pek iç açıcı değil. Ben ilk filmi ikinci filme göre daha çok beğendim, en azından film bu filme göre daha akıcı. İlk filmin referansları hatrına 2049’un fena olmadığına karar verdim. İşin aslına bakacak olursanız ilk film de ilk çıktığı zaman kötü gişe rakamları elde etmiş ama kendine has bir izleyici kitlesi oluşturarak film kült olmuş.

Bana soracak olursanız iki film de öyle aman aman iyi film değiller, ama en azından özgün diyebiliriz. Peki siz filmi nasıl buldunuz? Filde iyi veya kötü bulduğunuz bir şeyler var mıydı? Görüşlerinizi benimle ve diğer filmerlarla paylaşın!

You may also like

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir